top of page

KADİM ANADOLU MEDENİYETİ HİTİLER

Güncelleme tarihi: 15 Eki 2025


Hititler: Anadolu’nun Sofrasında Gücün ve Bereketin Uygarlığı


Yazıma başlamadan önce Hitit tabletlerinden alınmış bir törenden bir yazı paylaşmak istiyorum.


NINDA.GUR4.RA paršiyanzi BIBRI HI.A -kán šuwanzi adanzi akuwanzi GAL HI.A -kán šuwanzi PANI DINGIRLIM GÉŠPU hulhuliya teškanzi duškiškanzi


“Somun ekmeğini bölerler ve hayvan şeklindeki kapları içkiyle doldururlar. Yerler, içerler, kadehleri doldururlar ve tanrının huzurunda herkes tek tek boks maçı gösterisi yapar ve herkes teker teker eğlenir.”




Tarihin tozlu sayfalarında Anadolu’nun kalbinde yükselen bir medeniyet vardır: Hititler. Taştan saraylar, kil tabletlere kazınmış yasalar, tanrılara adanmış şölen sofraları… Ve bu uygarlığın kalbinde, yemek sadece karın doyurmak değil, inancın, düzenin ve paylaşımın bir parçasıydı.


Tarihsel bir bakış


M.Ö. 1650 civarında Orta Anadolu’da, Hattuşa (bugünkü Boğazköy, Çorum) merkezli olarak kurulan Hitit İmparatorluğu, Mezopotamya ile Akdeniz arasındaki köprüydü. Bu konum onlara hem askeri hem kültürel hem de gastronomik zenginlik kazandırdı. Tarım, hayvancılık ve özellikle tahıl üretimi Hitit ekonomisinin temeliydi. Arpa, buğday, mercimek, nohut, susam ve zeytin gibi ürünler günlük yaşamın omurgasını oluştururdu.

Ama Hitit mutfağını özel kılan, yemekle olan manevi bağlarıydı. Tanrılara adanan ekmekler, bayram sofralarında paylaşılan içkiler ve kurban etleri, hem dini hem de toplumsal birer ritüeldi.


Hitit sofrasında neler vardı?


Hitit mutfağı hakkında bilgilerimizi, arkeolojik bulgular (çanak çömlekler, fırın kalıntıları) ve çivi yazılı tabletlerdeki yemek listelerinden öğreniyoruz. Sofralarında hem sade halk yemekleri hem de törensel ziyafetler yer alıyordu.


Günlük sofrada:


  • Tahıl Lapası (Ninda-gur4-ra): Bu yemek, kelime anlamıyla “ekmek-lapa” demektir. Buğday veya arpanın suyla kaynatılmasıyla yapılır, bazen süt veya tereyağı ile zenginleştirilirdi. (yukarda ki metinde belirtilen somun ekmek).

  • Mercimek yahni ve nohut çorbası: Bitkisel protein kaynağıydı. Et bulunmadığında ana yemek görevi görürdü.

  • Koyun veya keçi etiyle yapılan kızartmalar (ızgara veya taş ocakta pişmiş etler).

  • Meyveler: İncir, üzüm, elma, hurma ve nar gibi meyveler hem taze hem kurutulmuş olarak sofradaydı.

  • Şarap: Hititler, üzümden fermente içki yapımında ustaydılar. Şarap, tanrılara adanır, ziyafetlerde sunulurdu.


Gerçek yemek örnekleri (arkeolojik ve etnografik

temelli rekonstrüksiyonlar)

1) Ninda-gur4-ra — Tahıl Lapası

Malzemeler:

  • 1 su bardağı dövülmüş arpa veya buğday

  • 2 su bardağı su

  • 1 yemek kaşığı tereyağı

  • Bir tutam tuz

Hazırlık:Tahılı yıkayıp kaynar suya atın, yavaş yavaş kısık ateşte pişirin. Suyunu çekince tereyağını ekleyip karıştırın. Hafif tuzlayın.Not: Bu lapa, Hititlerde hem günlük yemek hem de tapınak sunusu olarak tüketilirdi.


2) Hitit Usulü Etli Yahni

Malzemeler:

  • 500 g kuşbaşı koyun eti

  • 1 soğan

  • 2 diş sarımsak

  • 1 yemek kaşığı zeytinyağı veya kuyruk yağı

  • 1 tatlı kaşığı arpa unu (kıvam vermek için)

  • Tuz, karabiber, kekik

Hazırlık:Eti tencerede yağla kavurun. Soğan ve sarımsağı ekleyin. Az suyla kısık ateşte pişirin.Son aşamada arpa ununu biraz suyla karıştırıp tencereye dökün. Bu sayede yahni koyulaşır.Not: Bu yöntem, taş tencere kalıntılarından ve tabletlerdeki “eti su içinde kaynat” ifadelerinden esinlenmiştir.


3) Hitit Şarap Soslu Kuru Meyve Tatlısı

Malzemeler:

  • 1 su bardağı kuru üzüm

  • 5–6 adet kuru incir (küçük doğranmış)

  • 1/2 su bardağı şarap veya üzüm pekmezi

  • 1 tatlı kaşığı bal

  • 1 tutam tarçın (isteğe bağlı)

Hazırlık:Tüm malzemeleri küçük bir tencerede kaynatın, suyu çekip kıvam aldığında soğumaya bırakın.Sade ekmeklerin yanında veya peynirle birlikte sunulabilir.

Not: Şarap ve bal karışımı, Hitit bayram sofralarında “tanrılara sunu” olarak da yer alırdı.


Sofra bir kültür aynasıydı


Hititlerde yemek, düzenin bir sembolüydü. Herkesin oturma sırası, sunu kaplarının yeri, hangi tanrıya neyin adanacağı belirliydi. Bu düzen, devlet yapısına da yansırdı: Tıpkı sofradaki gibi, herkesin görevi belliydi.Kraliyet ziyafetlerinde müzisyenler çalar, şarap kapları elden ele dolaşır, tanrılara dua edilirdi. Günlük sofralarda ise bereket dileğiyle başlanır, paylaşarak bitirilirdi.


Son söz — taş, toprak ve ekmek


Hitit mutfağı; Anadolu’nun buğdayını, güneşini, suyunu ve emeğini bir araya getirip bereketin simgesi haline getirmiştir. Bugün dahi, Anadolu köylerinde yapılan sade arpa lapası, yoğurtlu çorba, pekmezli tatlılar; o eski Hitit sofrasının uzak yankısı gibidir.

“Bir uygarlığı anlamanın yolu, taşlarında değil; tandırında, çanağında ve ekmeğinde gizlidir.”Hititler bunu iyi biliyordu.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page